<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAZICI + Partners, YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://yazicipartners.com/yayinlar/author/msstfyzc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/author/msstfyzc/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Apr 2025 12:06:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>

<image>
	<url>https://yazicipartners.com/wp-content/uploads/2025/01/YAZICI-Partners-2-64x64.png</url>
	<title>YAZICI + Partners, YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu sitesinin yazarı</title>
	<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/author/msstfyzc/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çevre Hukuku Perspektifinden İklim Değişikliği ile Mücadelede Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/cevre-hukuku-perspektifinden-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-devletlerin-uluslararasi-sorumlulugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 11:59:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş İklim değişikliği, yalnızca çevresel bir kriz değil; aynı zamanda insan hakları, ekonomik kalkınma ve uluslararası barış açısından da küresel bir tehdit olarak kabul edilmektedir. Devletlerin iklim değişikliği ile mücadeledeki yükümlülükleri ve bu yükümlülüklerin ihlali durumunda doğabilecek uluslararası sorumlulukları, günümüz uluslararası hukukunun en tartışmalı ve dinamik alanlarından birini teşkil etmektedir. Bu makalede, devletlerin iklim değişikliği [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/cevre-hukuku-perspektifinden-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-devletlerin-uluslararasi-sorumlulugu/">Çevre Hukuku Perspektifinden İklim Değişikliği ile Mücadelede Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>İklim değişikliği, yalnızca çevresel bir kriz değil; aynı zamanda insan hakları, ekonomik kalkınma ve uluslararası barış açısından da küresel bir tehdit olarak kabul edilmektedir. Devletlerin iklim değişikliği ile mücadeledeki yükümlülükleri ve bu yükümlülüklerin ihlali durumunda doğabilecek uluslararası sorumlulukları, günümüz uluslararası hukukunun en tartışmalı ve dinamik alanlarından birini teşkil etmektedir. Bu makalede, devletlerin iklim değişikliği bağlamında uluslararası sorumluluğu incelenecek, mevcut antlaşmalar ve yargı kararları ışığında durum değerlendirilecektir.</p>
<p><strong>Devletlerin Çevresel Yükümlülükleri</strong></p>
<ol>
<li><strong> Genel Hukuki Çerçeve</strong></li>
</ol>
<p>Devletlerin çevreyi koruma yükümlülüğü, hem teamül hukuku hem de çok taraflı çevre anlaşmaları aracılığıyla düzenlenmiştir. Özellikle Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve Paris Anlaşması, devletlerin iklim değişikliği ile mücadelede alması gereken önlemleri belirlemektedir.</p>
<ul>
<li><strong>UNFCCC (1992):</strong> Taraf devletler sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı uyum sağlamakla yükümlü kılınmıştır.</li>
<li><strong>Paris Anlaşması (2015):</strong> Küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelere göre 1.5°C ile sınırlandırmak amacıyla her devletin ulusal katkı beyanları (NDC) hazırlamasını ve uygulamasını öngörmektedir.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li><strong> Önleme Yükümlülüğü</strong></li>
</ol>
<p>Uluslararası çevre hukukunun temel ilkelerinden biri olan &#8220;önleme ilkesi&#8221;, devletlerin kendi yetki alanları içindeki faaliyetlerin başka devletlere veya uluslararası topluma zarar vermesini engelleme yükümlülüğünü ifade eder. Bu ilke, özellikle Trail Smelter Tahkimi (1938/1941) ve sonrasında Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Bildirgesi (Rio Bildirgesi, 1992) ile teyit edilmiştir.</p>
<p><strong>Devletlerin Sorumluluğu: İhlal ve Sonuçları</strong></p>
<ol>
<li><strong> Devletin Sorumluluğunu Doğuran Unsurlar</strong></li>
</ol>
<p>Uluslararası sorumluluk rejimi, Uluslararası Adalet Divanı&#8217;nın (UAD) <em>Gabcíkovo-Nagymaros</em> davasında da vurguladığı gibi, üç temel unsura dayanır:</p>
<ul>
<li><strong>Uluslararası hukukun ihlali</strong></li>
<li><strong>İhlal ile zarar arasında illiyet bağı</strong></li>
<li><strong>Sorumluluğu doğuran fiilin devletle atfedilebilir olması</strong></li>
</ul>
<p>İklim değişikliği bağlamında, özellikle yüksek sera gazı emisyonları veya yetersiz azaltım tedbirleri nedeniyle meydana gelen zararların bu unsurlar çerçevesinde değerlendirilmesi mümkündür.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Zararın Niteliği ve Tazminat</strong></li>
</ol>
<p>İklim değişikliği sonucu meydana gelen zararlar genellikle dolaylı, uzun vadeli ve sınır aşan niteliktedir. Bu durum, zarar ile fiil arasındaki illiyet bağının tespitinde ciddi güçlükler doğurmakta, böylece sorumluluk mekanizmasının işlemesini zorlaştırmaktadır.</p>
<p>Buna rağmen, özellikle Küçük Ada Devletleri (SIDS) gibi iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler, büyük emisyon salan devletlere karşı zararlarının tazmini için uluslararası hukuk yollarına başvurulması gerektiğini savunmaktadır.</p>
<p><strong>Güncel Gelişmeler: Advisory Opinions ve Davalar</strong></p>
<ul>
<li><strong>Uluslararası Adalet Divanı&#8217;nın (ICJ) Danışma Görüşü Talebi (2023):</strong> Pasifik Ada Devletleri&#8217;nin girişimiyle, iklim değişikliği nedeniyle devletlerin yükümlülüklerinin belirlenmesi için ICJ&#8217;den danışma görüşü talep edilmiştir.</li>
<li><strong>Vanuatu İnisiyatifi:</strong> Küçük ada devletleri, iklim adaleti sağlanması için devletlerin sera gazı emisyonlarına dayalı sorumluluklarının uluslararası hukuk nezdinde açıkça tespit edilmesi yönünde çaba sarf etmektedir.</li>
<li><strong>Milieudefensie v. Shell (2021):</strong> Hollanda mahkemesi, özel şirketlere yönelik iklim yükümlülükleri belirlerken devletlerin benzer sorumluluklarına da atıfta bulunmuş ve devletlerin iklim değişikliği ile mücadelede aktif yükümlülüklerini vurgulamıştır.</li>
</ul>
<p><strong>Değerlendirme ve Sonuç</strong></p>
<p>İklim değişikliği ile mücadelede devletlerin sorumluluğu, uluslararası hukukun evrilen bir alanı olmaya devam etmektedir. Önleme yükümlülüğünün güçlendirilmesi, sorumluluğun yalnızca doğrudan zararlar için değil, uzun vadeli iklim etkileri için de genişletilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Bu bağlamda aşağıdaki öneriler önem arz etmektedir:</p>
<ul>
<li><strong>Yasal Standartların Netleştirilmesi:</strong> Uluslararası hukukta iklim değişikliğine özgü açık ve bağlayıcı yükümlülüklerin oluşturulması,</li>
<li><strong>Özel Yargı Organlarının Kurulması:</strong> İklim uyuşmazlıklarının çözümüne yönelik özel mahkemeler veya tahkim mekanizmalarının oluşturulması,</li>
<li><strong>Adil Sorumluluk Paylaşımı:</strong> Tarihsel emisyonlar ve mevcut ekonomik güç dengeleri dikkate alınarak adil bir yük paylaşımı sisteminin kurulması.</li>
</ul>
<p>İklim değişikliği, uluslararası toplumun ortak mücadelesini gerektiren bir sorun olmakla birlikte, devletlerin bireysel yükümlülükleri de giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Mevcut dinamikler ışığında, iklim hukuku alanında köklü bir dönüşüm kaçınılmaz görünmektedir.</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/cevre-hukuku-perspektifinden-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-devletlerin-uluslararasi-sorumlulugu/">Çevre Hukuku Perspektifinden İklim Değişikliği ile Mücadelede Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ Sistemlerinin Ceza Hukuku Bağlamında Sorumluluğu: Güncel Bir İnceleme</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/yapay-zeka-sistemlerinin-ceza-hukuku-baglaminda-sorumlulugu-guncel-bir-inceleme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 11:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Son yıllarda yapay zekâ teknolojilerinin hızlı gelişimi, hukukun çeşitli alanlarında olduğu gibi ceza hukuku sahasında da önemli tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle özerk karar alma yeteneğine sahip sistemlerin, insan müdahalesi olmaksızın fiillerde bulunabilmesi, klasik ceza hukuku sorumluluğunun temel dayanakları olan kusur, irade ve kast kavramlarının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada, yapay zekâ sistemlerinin ceza [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/yapay-zeka-sistemlerinin-ceza-hukuku-baglaminda-sorumlulugu-guncel-bir-inceleme/">Yapay Zekâ Sistemlerinin Ceza Hukuku Bağlamında Sorumluluğu: Güncel Bir İnceleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Son yıllarda yapay zekâ teknolojilerinin hızlı gelişimi, hukukun çeşitli alanlarında olduğu gibi ceza hukuku sahasında da önemli tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle özerk karar alma yeteneğine sahip sistemlerin, insan müdahalesi olmaksızın fiillerde bulunabilmesi, klasik ceza hukuku sorumluluğunun temel dayanakları olan kusur, irade ve kast kavramlarının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada, yapay zekâ sistemlerinin ceza hukuku bakımından sorumluluğu sorunu incelenecek, mevcut doktrinsel yaklaşımlar tartışılacak ve olası çözüm önerileri değerlendirilecektir.</p>
<p><strong>Yapay Zekâ Sistemlerinin Hukuki Niteliği</strong></p>
<p>Yapay zekâ sistemlerinin ceza hukuku bakımından sorumluluğunun tartışılabilmesi için öncelikle bu sistemlerin hukuki niteliğinin tespiti gereklidir. Mevcut Türk Hukuku&#8217;nda ve karşılaştırmalı hukukta, yapay zekâ sistemlerine bağımsız bir hukuk süjesi statüsü tanınmış değildir. Bu doğrultuda yapay zekâ, halen bir &#8220;eşya&#8221; veya &#8220;yardımcı araç&#8221; olarak değerlendirilmekte; fiilleri de doğrudan sistemin geliştiricisine, kullanıcısına veya sahibine atfedilmektedir.</p>
<p>Ancak, özellikle &#8220;güçlü yapay zekâ&#8221; (Artificial General Intelligence &#8211; AGI) sistemlerinin gelişimiyle birlikte, sistemlerin öngörülemez ve özerk hareketleri arttıkça, mevcut sorumluluk rejimlerinin yetersiz kaldığı yönünde görüşler güçlenmektedir.</p>
<p><strong>Ceza Hukuku Perspektifinden Sorumluluk</strong></p>
<ol>
<li><strong> Kusur ve İrade Şartı</strong></li>
</ol>
<p>Türk Ceza Kanunu&#8217;nun (TCK) temel prensiplerinden biri, suçun oluşabilmesi için failin kusurlu olmasını, yani iradeye dayalı bir fiilde bulunmasını şart koşmasıdır (TCK m. 21-23). Yapay zekâ sistemleri ise hukuki anlamda bir irade ve şuurdan yoksundur. Bu durum, doğrudan yapay zekânın ceza sorumluluğunun kabul edilmesini engellemektedir.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Aracın Sorumluluğu Kapsamında Değerlendirme</strong></li>
</ol>
<p>Yapay zekâ sisteminin bir araç olarak kullanılması halinde, klasik araç sorumluluğu hükümleri uygulanabilecektir. Tıpkı bir silahın veya motorlu taşıtın kullanılması gibi, yapay zekanın bir fiilin icrasında araç olarak kullanılması, kusurlu insan failin sorumluluğunu doğurur.</p>
<p>Bu bağlamda, yapay zekâ tarafından işlenen zararlı eylemler, programlayan, kullanan veya denetim yükümlülüğü altında olan kişilerin kusuru çerçevesinde değerlendirilecektir.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Dolaylı Failiyet ve İhmal Suretiyle Sorumluluk</strong></li>
</ol>
<p>Özellikle otomasyon seviyesinin yüksek olduğu sistemlerde, doğrudan fail bulunmadığı durumlarda, &#8220;ihmal suretiyle işlenen suçlar&#8221; kapsamında sorumluluk doğabilir. TCK m. 88 ve devamı hükümleri çerçevesinde, gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan kişilerin ihmali hareketleri suçun oluşumuna sebebiyet verebilir.</p>
<p>Örneğin, bir otonom aracın yanlış yazılım güncellemesi nedeniyle ölüme sebebiyet vermesi hâlinde, yazılım mühendisi veya sistem sahibi, gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle &#8220;taksirle öldürme&#8221; (TCK m. 85) suçundan sorumlu tutulabilecektir.</p>
<p><strong>Uluslararası Yaklaşımlar</strong></p>
<p>Avrupa Komisyonu 2020 yılında yayımladığı &#8220;Yapay Zekâ İçin Etik Rehber&#8221; çerçevesinde, yapay zekâ sistemlerinin hukuk düzeninde doğrudan sorumluluğuna ilişkin tartışmaları gündeme getirmiştir. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu 2021 yılında yayımladığı raporda &#8220;elektronik kişilik&#8221; (electronic personality) kavramını tartışmaya açmış; ancak bu yönde henüz bağlayıcı bir düzenleme yapılmamıştır.</p>
<p>ABD hukukunda ise, yapay zekanın sebep olduğu zararlar bakımından daha çok &#8220;ürün sorumluluğu&#8221; hukuku mekanizmaları kullanılmakta, ceza hukuku çerçevesinde doğrudan bir yapay zekâ sorumluluğu tartışması bulunmamaktadır.</p>
<p><strong>Değerlendirme ve Sonuç</strong></p>
<p>Yapay zekâ sistemlerinin ceza hukuku bakımından doğrudan fail olarak kabul edilmesi, günümüz hukuki altyapısı ve temel prensipleri ile bağdaşmamaktadır. Bununla birlikte, sistemlerin öngörülemez davranışlarının artması, dolaylı sorumluluk mekanizmalarının güçlendirilmesini ve yeni hukuki çözümler geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda, aşağıdaki öneriler geliştirilebilir:</p>
<ul>
<li><strong>Yasal Düzenleme:</strong> Yapay zekanın kullanımına ilişkin olarak özen yükümlülüklerini ve ihlal durumlarında doğacak cezai sonuçları belirleyen açık kanuni düzenlemeler yapılmalıdır.</li>
<li><strong>Denetim Mekanizmaları:</strong> Yapay zeka sistemlerinin tasarım, geliştirme ve kullanım aşamalarında bağımsız denetim kurumlarının yetkilendirilmesi sağlanmalıdır.</li>
<li><strong>Sigorta Sistemi:</strong> Olası zararların tazmini için Zorunlu Yapay Zekâ Sigortası gibi mekanizmalar oluşturulmalıdır.</li>
</ul>
<p>Netice itibarıyla, ceza hukukunun insan iradesine dayalı klasik yapısı ile yapay zekânın özerk işleyişi arasındaki uyumsuzluk, gelecekte daha derin tartışmaları ve reform taleplerini beraberinde getirecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/yapay-zeka-sistemlerinin-ceza-hukuku-baglaminda-sorumlulugu-guncel-bir-inceleme/">Yapay Zekâ Sistemlerinin Ceza Hukuku Bağlamında Sorumluluğu: Güncel Bir İnceleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AİHM Farhad Mehdiyev v. Azerbaycan Kararı İncelemesi</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/aihm-farhad-mehdiyev-v-azerbaycan-karari-incelemesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Mar 2025 00:13:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş 18 Mart 2025 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Farhad Mehdiyev v. Azerbaycan (Başvuru No: 36057/18) kararını açıklamış ve başvurucunun özel hayatına yapılan müdahaleyi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin (AİHS) 8. maddesi kapsamında değerlendirmiştir. Mahkeme, Azerbaycan Barosu tarafından başvurucunun avukatlık mesleğini icrasının sona erdirilmesinin &#8220;hukuka uygunluk&#8221; ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiştir. Olaylar ve Başvuru Süreci Başvurucu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/aihm-farhad-mehdiyev-v-azerbaycan-karari-incelemesi/">AİHM Farhad Mehdiyev v. Azerbaycan Kararı İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>18 Mart 2025 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Farhad Mehdiyev v. Azerbaycan (Başvuru No: 36057/18) kararını açıklamış ve başvurucunun özel hayatına yapılan müdahaleyi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin (AİHS) 8. maddesi kapsamında değerlendirmiştir. Mahkeme, Azerbaycan Barosu tarafından başvurucunun avukatlık mesleğini icrasının sona erdirilmesinin &#8220;hukuka uygunluk&#8221; ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiştir.</p>
<p><strong>Olaylar ve Başvuru Süreci</strong></p>
<p>Başvurucu Farhad Mehdiyev, 2009 yılında Azerbaycan Barolar Birliği’ne (ABA) kabul edilerek avukatlık yapma hakkı kazanmış, 2012 yılında bilimsel ve akademik çalışmalara odaklanmak amacıyla kendi isteğiyle meslekten ayrılmıştır. Ancak 2016 yılında ABA’ya yeniden kabul edilmiş ve avukatlık yeminini etmiştir. Yalnızca birkaç gün sonra ABA tarafından, 2009-2012 yılları arasında ödenmemiş aidatlar gerekçesiyle üyeliği iptal edilmiştir.</p>
<p>Mehdiyev, bu kararın hukukiliğine itiraz ederek yerel mahkemelerde dava açmış, ancak iç hukuk yollarından sonuç alamamış ve AİHM’ye başvurmuştur.</p>
<p><strong>Hukuki Değerlendirme</strong></p>
<ol>
<li><strong> AİHS Madde 8’in Uygulanabilirliği</strong></li>
</ol>
<p>Mahkeme, olayda AİHS Madde 8’in (özel hayata saygı hakkı) uygulanabilir olduğuna karar vermiştir. Zira avukatlık mesleğinin icrasına son verilmesi, bireyin profesyonel hayatını, sosyal ilişkilerini ve kişisel gelişimini doğrudan etkilemektedir. AİHM, daha önce Namazov v. Azerbaycan ve Bagirov v. Azerbaycan kararlarında da benzer değerlendirmeler yapmıştır.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Müdahalenin “Hukuka Uygunluk” Unsuru</strong></li>
</ol>
<p>AİHM, ABA’nın, Mehdiyev’in üyeliğini aidat borcuna dayanarak iptal etmesinin Azerbaycan yasalarına uygun şekilde yapılmadığını tespit etmiştir. Azerbaycan Avukatlar Kanunu’nun 23. maddesi gereğince, aidat borcu nedeniyle bir avukatın mesleğini icra hakkının sona erdirilebilmesi için mutlaka bir mahkeme kararı gerekmektedir. Ancak ABA, doğrudan kendi inisiyatifiyle üyelik kararını geri almıştır. Mahkeme, bu işlemin öngörülebilir ve yasal bir dayanağa sahip olmadığına ve bu nedenle keyfi olduğuna hükmetmiştir.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Meşru Amaç ve Demokratik Toplumda Gereklilik Unsurları</strong></li>
</ol>
<p>AİHM, uyuşmazlığı “hukuka uygunluk” kriteri yönünden çözümlediği için müdahalenin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığını ve demokratik toplumda gerekli olup olmadığını ayrıca incelememiştir.</p>
<p><strong>Sonuç ve Tazminat</strong></p>
<p>Mahkeme, AİHS Madde 8’in ihlal edildiğine hükmetmiş ve başvurucuya 4.500 Euro manevi tazminat ile 1.500 Euro yargılama gideri ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, ayrıca başvurucunun mesleğe geri kabul edilmesine ilişkin spesifik bir tedbir öngörmemiş, bu konuda Azerbaycan makamlarının inisiyatifine bırakmıştır.</p>
<p><strong>Değerlendirme</strong></p>
<p>Farhad Mehdiyev kararı, avukatların meslekten çıkarılması ya da meslek icra haklarının sınırlandırılmasında “hukuki güvenlik” ve “öngörülebilirlik” ilkelerinin ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu karar, Azerbaycan’daki avukatlık mesleğinin bağımsızlığına ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirmiştir. Kararda öne çıkan temel unsur, ABA&#8217;nın bir mahkeme kararı olmaksızın doğrudan meslekten çıkarma yetkisini kullanmasının AİHS’e aykırı bulunmasıdır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Farhad Mehdiyev v. Azerbaycan kararı, hem Azerbaycan iç hukukunun avukatlık mesleğinin icrasına ilişkin düzenlemelerinin AİHS standartlarına uyumunu sorgulatmakta hem de baroların meslekten çıkarma gibi ağır yaptırımları uygularken hangi prosedürel güvencelere riayet etmeleri gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/aihm-farhad-mehdiyev-v-azerbaycan-karari-incelemesi/">AİHM Farhad Mehdiyev v. Azerbaycan Kararı İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menkul Satış Sözleşmelerinde Döviz Cinsinden veya Dövize Endeksli Ödemeye Yeniden İzin Verilmesine Dair Düzenleme</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/doviz-cinsinden-odemeye-izin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 13:36:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2680</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. Düzenlemenin Konusu Hazine ve Maliye Bakanlığı, 6 Mart 2025 tarihi itibarıyla menkul satış sözleşmelerinde Türk lirası ile ödeme zorunluluğunu kaldırarak, döviz cinsinden veya dövize endeksli ödemelere yeniden izin veren bir düzenleme yapmıştır. Bu değişiklik, Türkiye&#8217;deki ticari faaliyetlerde esnekliği artırmayı ve uluslararası işlemleri kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. 2. Düzenlemenin İçeriği Düzenleme, menkul satış sözleşmelerine ilişkin ödeme koşullarında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/doviz-cinsinden-odemeye-izin/">Menkul Satış Sözleşmelerinde Döviz Cinsinden veya Dövize Endeksli Ödemeye Yeniden İzin Verilmesine Dair Düzenleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="121" data-end="153"><strong data-start="125" data-end="151">1. Düzenlemenin Konusu</strong></h3>
<p data-start="154" data-end="508">Hazine ve Maliye Bakanlığı, 6 Mart 2025 tarihi itibarıyla menkul satış sözleşmelerinde Türk lirası ile ödeme zorunluluğunu kaldırarak, döviz cinsinden veya dövize endeksli ödemelere yeniden izin veren bir düzenleme yapmıştır. Bu değişiklik, Türkiye&#8217;deki ticari faaliyetlerde esnekliği artırmayı ve uluslararası işlemleri kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.</p>
<h3 data-start="510" data-end="544"><strong data-start="514" data-end="542">2. Düzenlemenin İçeriği</strong></h3>
<p data-start="545" data-end="678">Düzenleme, menkul satış sözleşmelerine ilişkin ödeme koşullarında önemli değişiklikler getirmiştir. Başlıca hükümler şu şekildedir:</p>
<ul data-start="680" data-end="2198">
<li data-start="680" data-end="997">
<p data-start="683" data-end="722"><strong data-start="683" data-end="720">Döviz Cinsinden Ödeme Serbestisi:</strong></p>
<ul data-start="726" data-end="997">
<li data-start="726" data-end="880">Menkul satış sözleşmeleri kapsamında taraflar, ödeme işlemlerini Türk lirası yerine yabancı para birimleri (USD, EUR vb.) ile gerçekleştirebilecektir.</li>
<li data-start="884" data-end="997">Taraflar arasında mutabık kalınması halinde, sözleşme bedelleri doğrudan döviz cinsinden belirlenebilecektir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="680" data-end="2198">
<li data-start="999" data-end="1346">
<p data-start="1002" data-end="1042"><strong data-start="1002" data-end="1040">Dövize Endeksli Sözleşmelere İzin:</strong></p>
<ul data-start="1046" data-end="1346">
<li data-start="1046" data-end="1223">Menkul satış sözleşmelerinde bedellerin Türk lirası olarak belirlenmesi zorunluluğu kaldırılmış, ancak bedelin döviz kuruna endekslenerek hesaplanmasına olanak sağlanmıştır.</li>
<li data-start="1227" data-end="1346">Böylece, fiyat istikrarını korumak isteyen taraflar için kur dalgalanmalarına karşı koruma mekanizması sunulmuştur.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="680" data-end="2198">
<li data-start="1348" data-end="1768">
<p data-start="1351" data-end="1385"><strong data-start="1351" data-end="1383">İlgili Mevzuatta Değişiklik:</strong></p>
<ul data-start="1389" data-end="1768">
<li data-start="1389" data-end="1599">Bu düzenleme, 13 Eylül 2018 tarihli ve 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile getirilen &#8220;Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar&#8221;ın ilgili maddelerinde değişiklik yapılarak yürürlüğe girmiştir.</li>
<li data-start="1603" data-end="1768">Önceki düzenleme kapsamında menkul satış sözleşmelerinde Türk lirası ile ödeme zorunluluğu getirilmişti. Yeni düzenleme ile bu zorunluluk ortadan kaldırılmıştır.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="680" data-end="2198">
<li data-start="1770" data-end="2198">
<p data-start="1773" data-end="1804"><strong data-start="1773" data-end="1802">Uygulama Alanı ve Kapsam:</strong></p>
<ul data-start="1808" data-end="2198">
<li data-start="1808" data-end="1919">Düzenleme, Türkiye&#8217;de faaliyet gösteren yerleşik kişilerin yapacağı menkul satış sözleşmelerine yöneliktir.</li>
<li data-start="1923" data-end="2086">Konut ve iş yeri gibi taşınmaz satışlarına ilişkin sözleşmeler kapsam dışında bırakılmış olup, bu alanlarda Türk lirası ile ödeme zorunluluğu devam etmektedir.</li>
<li data-start="2090" data-end="2198">Kamu kurumları ve belirli stratejik sektörlerdeki sözleşmeler, düzenlemenin kapsamı dışında tutulmuştur.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<h3 data-start="2200" data-end="2236"><strong data-start="2204" data-end="2234">3. Düzenlemenin Mahiyeti</strong></h3>
<p data-start="2237" data-end="2408">Söz konusu değişiklik, Türkiye’de döviz ile yapılan ticari işlemlerin önünü açan ve iş dünyasına esneklik tanıyan bir düzenleme olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede;</p>
<ul data-start="2410" data-end="2989">
<li data-start="2410" data-end="2562"><strong data-start="2412" data-end="2446">İş dünyası açısından etkileri:</strong> İhracat yapan firmalar ve döviz gelirine sahip işletmeler için finansal planlama açısından avantaj sağlamaktadır.</li>
<li data-start="2563" data-end="2758"><strong data-start="2565" data-end="2591">Makroekonomik etkiler:</strong> Dövizle işlem yapma serbestisi, yabancı yatırımcıların Türkiye&#8217;deki ticari faaliyetlerini artırmalarına ve daha güvenli bir iş ortamı oluşmasına katkı sağlayabilir.</li>
<li data-start="2759" data-end="2989"><strong data-start="2761" data-end="2778">Hukuki boyut:</strong> Tarafların sözleşmelerini daha serbest şekilde düzenlemesine olanak tanımaktadır. Ancak, düzenlemenin uygulanmasında tarafların dikkatli olması ve olası kur dalgalanmalarına karşı tedbir alması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="2991" data-end="3346" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Sonuç olarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı&#8217;nın bu düzenlemesi, Türkiye&#8217;de ticari işlemleri kolaylaştıran ve döviz bazlı ticarete yeniden imkan tanıyan bir adım olarak öne çıkmaktadır. Bu değişiklik, özellikle ithalat ve ihracat yapan firmalar için önemli bir esneklik sağlayarak, ekonomik faaliyetlerin daha akıcı şekilde yürütülmesine katkıda bulunacaktır.</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/doviz-cinsinden-odemeye-izin/">Menkul Satış Sözleşmelerinde Döviz Cinsinden veya Dövize Endeksli Ödemeye Yeniden İzin Verilmesine Dair Düzenleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesine Dair 2025/3 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-mobbing-onlenmesine-dair-2025-3-sayili-cumhurbaskanligi-genelgesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 13:24:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2677</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. Genelgenin Konusu 6 Mart 2025 tarihli ve 32833 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, iş yerlerinde psikolojik tacizin (mobbing) önlenmesi, farkındalık oluşturulması ve başvuru mekanizmalarının etkinleştirilmesine yönelik düzenlemeleri içermektedir. Bu genelge ile hem kamu hem de özel sektörde çalışanların psikolojik tacizden korunması ve iş yerinde sağlıklı bir çalışma ortamının tesis edilmesi hedeflenmektedir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-mobbing-onlenmesine-dair-2025-3-sayili-cumhurbaskanligi-genelgesi/">İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesine Dair 2025/3 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="108" data-end="138"><strong data-start="112" data-end="136">1. Genelgenin Konusu</strong></h3>
<p data-start="139" data-end="575">6 Mart 2025 tarihli ve 32833 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, iş yerlerinde psikolojik tacizin (mobbing) önlenmesi, farkındalık oluşturulması ve başvuru mekanizmalarının etkinleştirilmesine yönelik düzenlemeleri içermektedir. Bu genelge ile hem kamu hem de özel sektörde çalışanların psikolojik tacizden korunması ve iş yerinde sağlıklı bir çalışma ortamının tesis edilmesi hedeflenmektedir.</p>
<h3 data-start="577" data-end="609"><strong data-start="581" data-end="607">2. Genelgenin İçeriği</strong></h3>
<p data-start="610" data-end="774">Genelge, iş yerlerinde psikolojik tacizle mücadeleye ilişkin alınması gereken tedbirleri ve uygulanacak mekanizmaları düzenlemektedir. Başlıca hükümler şunlardır:</p>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="776" data-end="1142">
<p data-start="779" data-end="849"><strong data-start="779" data-end="847">Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu&#8217;nun Yeniden Yapılandırılması:</strong></p>
<ul data-start="853" data-end="1142">
<li data-start="853" data-end="997">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde ilgili kamu kurumları, sendikalar ve akademisyenlerin katılımıyla bir kurul oluşturulmuştur.</li>
<li data-start="1001" data-end="1142">Bu kurul, politikalar geliştirme, farkındalık artırma, eğitim programları düzenleme ve raporlar hazırlama gibi faaliyetleri yürütecektir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="1144" data-end="1406">
<p data-start="1147" data-end="1193"><strong data-start="1147" data-end="1191">İşveren ve Yöneticilerin Yükümlülükleri:</strong></p>
<ul data-start="1197" data-end="1406">
<li data-start="1197" data-end="1306">İşverenler, çalışanların psikolojik tacize maruz kalmasını önleyici politikalar geliştirmekle yükümlüdür.</li>
<li data-start="1310" data-end="1406">Çalışanlar arasında temel hak ve özgürlükleri ihlal eden davranışlardan kaçınılması esastır.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="1408" data-end="1654">
<p data-start="1411" data-end="1454"><strong data-start="1411" data-end="1452">Eğitim ve Bilgilendirme Faaliyetleri:</strong></p>
<ul data-start="1458" data-end="1654">
<li data-start="1458" data-end="1559">Kurumlar, çalışanlara yönelik mobbing konusunda bilgilendirici eğitimler düzenlemekle yükümlüdür.</li>
<li data-start="1563" data-end="1654">Çalışanlara, mobbing karşısında haklarını nasıl arayacaklarına dair bilgi verilecektir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="1656" data-end="1872">
<p data-start="1659" data-end="1687"><strong data-start="1659" data-end="1685">Başvuru Mekanizmaları:</strong></p>
<ul data-start="1691" data-end="1872">
<li data-start="1691" data-end="1872">Psikolojik tacize maruz kalan çalışanlar, kendi kurumlarına veya Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, CİMER, ALO 170 gibi mercilere başvurabilirler.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="1874" data-end="2119">
<p data-start="1877" data-end="1922"><strong data-start="1877" data-end="1920">Soruşturma Usulleri ve Gizlilik İlkesi:</strong></p>
<ul data-start="1926" data-end="2119">
<li data-start="1926" data-end="2001">Mobbing iddialarının araştırılması sırasında gizlilik esas alınacaktır.</li>
<li data-start="2005" data-end="2119">Kurumların itibarı korunacak, gerçeğe aykırı iddiaların önüne geçilecek ve süreçler ivedilikle yürütülecektir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="2121" data-end="2297">
<p data-start="2124" data-end="2170"><strong data-start="2124" data-end="2168">Toplu Sözleşmelere Yönelik Düzenlemeler:</strong></p>
<ul data-start="2174" data-end="2297">
<li data-start="2174" data-end="2297">İşçi ve memur sendikalarının yapacakları toplu iş sözleşmelerine mobbing karşıtı hükümler eklenmesi teşvik edilecektir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="2299" data-end="2435">
<p data-start="2302" data-end="2329"><strong data-start="2302" data-end="2327">ALO 170 Destek Hattı:</strong></p>
<ul data-start="2333" data-end="2435">
<li data-start="2333" data-end="2435">Çalışanlara psikolojik destek sağlanması için ALO 170 hattında uzman psikologlar görev yapacaktır.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul data-start="776" data-end="2610">
<li data-start="2437" data-end="2610">
<p data-start="2440" data-end="2489"><strong data-start="2440" data-end="2487">Önceki Genelgenin Yürürlükten Kaldırılması:</strong></p>
<ul data-start="2493" data-end="2610">
<li data-start="2493" data-end="2610">19 Mart 2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2011/2 sayılı Genelge yürürlükten kaldırılmıştır.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<h3 data-start="2612" data-end="2646"><strong data-start="2616" data-end="2644">3. Genelgenin Mahiyeti</strong></h3>
<p data-start="2647" data-end="3032">2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, bağlayıcı bir düzenleyici işlem niteliğinde olmayıp, kamu kurumları ve özel sektör için rehber niteliğinde bir çerçeve belirlemektedir. Genelge ile birlikte, iş yerlerinde mobbingin önlenmesi adına daha etkin bir politika yürütülmesi sağlanacak, farkındalık artırılacak ve mağdurların hak arama süreçleri daha sistematik hale getirilecektir.</p>
<p data-start="3034" data-end="3208" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Bu bağlamda, işverenlerin ve kamu kurumlarının, genelgede belirtilen hususlara uygun hareket etmeleri ve mobbingle mücadelede gerekli hassasiyeti göstermeleri beklenmektedir.</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-mobbing-onlenmesine-dair-2025-3-sayili-cumhurbaskanligi-genelgesi/">İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesine Dair 2025/3 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesi Kapsamında Disiplin Cezaları ve Uygulama Süreci</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/devlet-memurlari-kanununun-125-maddesi-kapsaminda-disiplin-cezalari-ve-uygulama-sureci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2025 11:51:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi, kamu görevlilerinin disiplin hukukunu düzenleyen en temel hükümlerden biridir. Bu madde kapsamında memurların görevlerini yerine getirirken uymaları gereken kurallar belirlenmiş ve disiplin kurallarına aykırı hareket etmeleri durumunda karşılaşacakları yaptırımlar açıklanmıştır. Bu makalede, disiplin cezalarının türleri, verilme sebepleri, uygulama süreci ve memurların bu cezalara karşı başvurabilecekleri hukuki yollar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/devlet-memurlari-kanununun-125-maddesi-kapsaminda-disiplin-cezalari-ve-uygulama-sureci/">Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesi Kapsamında Disiplin Cezaları ve Uygulama Süreci</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-start="109" data-end="123"><strong data-start="112" data-end="121">Giriş</strong></h2>
<p data-start="125" data-end="459">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi, kamu görevlilerinin disiplin hukukunu düzenleyen en temel hükümlerden biridir. Bu madde kapsamında memurların görevlerini yerine getirirken uymaları gereken kurallar belirlenmiş ve disiplin kurallarına aykırı hareket etmeleri durumunda karşılaşacakları yaptırımlar açıklanmıştır.</p>
<p data-start="461" data-end="622">Bu makalede, disiplin cezalarının türleri, verilme sebepleri, uygulama süreci ve memurların bu cezalara karşı başvurabilecekleri hukuki yollar ele alınacaktır.</p>
<hr data-start="624" data-end="627" />
<h2 data-start="629" data-end="680"><strong data-start="632" data-end="678">1. Disiplin Cezalarının Türleri ve Kapsamı</strong></h2>
<p data-start="682" data-end="785">657 sayılı Kanun’un 125. maddesi, disiplin cezalarını hafiften ağıra doğru şu şekilde sıralamaktadır:</p>
<ul>
<li data-start="682" data-end="785"><strong data-start="790" data-end="800">Uyarma</strong></li>
</ul>
<p>Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir.</p>
<p>Örnek: Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek, kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek, usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak.</p>
<ul>
<li><strong data-start="988" data-end="998">Kınama</strong></li>
</ul>
<p>Memurun, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazılı olarak belirtilmesidir.</p>
<p>Örnek: Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak; görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak; devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak.</p>
<ul>
<li data-start="1169" data-end="1189"><strong data-start="1169" data-end="1187">Aylıktan Kesme</strong></li>
</ul>
<p>Memurun brüt aylığından belirli oranda kesinti yapılmasıdır.</p>
<p>Örnek: Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek; Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak; görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak; görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek.</p>
<ul>
<li><strong data-start="1362" data-end="1399">Kademe İlerlemesinin Durdurulması</strong></li>
</ul>
<p>Memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin belirli bir süre durdurulmasıdır.</p>
<p>Örnek: Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek; özürsüz ve kesintisiz 3 &#8211; 9 gün göreve gelmemek; görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak; amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak.</p>
<ul>
<li data-start="1578" data-end="1803">
<p data-start="1581" data-end="1615"><strong data-start="1581" data-end="1613">Devlet Memurluğundan Çıkarma</strong></p>
</li>
</ul>
<p data-start="1581" data-end="1615">Memurun bir daha kamu görevine alınmamak üzere memurluktan çıkarılmasıdır.</p>
<p data-start="1581" data-end="1615">Örnek: Siyasi partiye girmek; özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek; savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak.</p>
<hr data-start="1805" data-end="1808" />
<h2 data-start="1810" data-end="1858"><strong data-start="1813" data-end="1856">2. Disiplin Cezalarının Uygulama Süreci</strong></h2>
<h3 data-start="1860" data-end="1891"><strong data-start="1864" data-end="1889">a) Soruşturma Aşaması</strong></h3>
<p data-start="1893" data-end="1997">Disiplin soruşturması süreci, memurun işlediği iddia edilen fiilin belirlenmesiyle başlar. Bu süreçte:</p>
<ol data-start="1999" data-end="2329">
<li data-start="1999" data-end="2108"><strong data-start="2002" data-end="2024">İhbar veya Şikayet</strong>: Disiplin soruşturması, ilgili memurun amiri veya şikayet üzerine başlatılabilir.</li>
<li data-start="2109" data-end="2180"><strong data-start="2112" data-end="2127">Ön İnceleme</strong>: Suçlamaların ciddi olup olmadığı değerlendirilir.</li>
<li data-start="2181" data-end="2329"><strong data-start="2184" data-end="2235">Disiplin Amiri veya Kurulunun Görevlendirilmesi</strong>: Disiplin cezasını vermeye yetkili amir veya disiplin kurulu tarafından soruşturma yapılır.</li>
</ol>
<h3 data-start="2331" data-end="2357"><strong data-start="2335" data-end="2355">b) Savunma Hakkı</strong></h3>
<p data-start="2359" data-end="2460">657 sayılı Kanun’a göre, memura disiplin cezası verilmeden önce mutlaka savunma hakkı tanınmalıdır.</p>
<ul data-start="2462" data-end="2659">
<li data-start="2462" data-end="2535">Memura, isnat edilen suçlamalar ve deliller yazılı olarak bildirilir.</li>
<li data-start="2536" data-end="2593">Memura en az <strong data-start="2551" data-end="2582">7 günlük bir savunma süresi</strong> verilir.</li>
<li data-start="2594" data-end="2659">Savunma alınmadan disiplin cezası verilmesi hukuka aykırıdır.</li>
</ul>
<h3 data-start="2661" data-end="2702"><strong data-start="2665" data-end="2700">c) Cezanın Verilmesi ve Tebliği</strong></h3>
<ul data-start="2704" data-end="2934">
<li data-start="2704" data-end="2781">Disiplin cezası verildikten sonra memura <strong data-start="2747" data-end="2778">yazılı olarak tebliğ edilir</strong>.</li>
<li data-start="2782" data-end="2840">Tebliğ tarihinden itibaren cezanın uygulanması başlar.</li>
<li data-start="2841" data-end="2934">Bazı ağır cezalar için <strong data-start="2866" data-end="2931">disiplin kurulu veya yüksek disiplin kurulunun kararı gerekir</strong>.</li>
</ul>
<hr data-start="2936" data-end="2939" />
<h2 data-start="2941" data-end="3001"><strong data-start="2944" data-end="2999">3. Disiplin Cezalarına Karşı Hukuki Başvuru Yolları</strong></h2>
<p data-start="3003" data-end="3090">Memurlar, kendilerine verilen disiplin cezasına karşı hukuki yollara başvurabilirler:</p>
<p data-start="3095" data-end="3113"><strong data-start="3095" data-end="3111">a) İdari İtiraz</strong></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none">
<ul data-start="3117" data-end="3302">
<li data-start="3117" data-end="3256">Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına karşı yüksek disiplin kuruluna veya üst makamlara itiraz edilebilir.</li>
<li data-start="3117" data-end="3256">İtiraz süresi genellikle <strong data-start="3287" data-end="3299">7 gündür</strong>.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p data-start="3307" data-end="3334">
<p data-start="3307" data-end="3334"><strong data-start="3307" data-end="3332">b) İdari Yargıya Başvuru</strong></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none">
<ul>
<li style="list-style-type: none">
<ul data-start="3338" data-end="3613">
<li data-start="3338" data-end="3414">Disiplin cezalarına karşı, idare mahkemelerinde iptal davası açılabilir.</li>
<li data-start="3418" data-end="3488">Davanın açılma süresi, cezanın tebliğinden itibaren <strong data-start="3472" data-end="3485">60 gündür</strong>.</li>
<li data-start="3492" data-end="3613">İptal davası sonucunda cezanın hukuka aykırı olduğu tespit edilirse ceza iptal edilir ve memurun hakları iade edilir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>
</ul>
<hr data-start="3615" data-end="3618" />
<h2 data-start="3620" data-end="3666"><strong data-start="3623" data-end="3664">4. Disiplin Cezalarının Sicile Etkisi</strong></h2>
<ul data-start="3668" data-end="4044">
<li data-start="3668" data-end="3775"><strong data-start="3670" data-end="3699">Uyarma ve kınama cezaları</strong>, memurun siciline işlenir ancak belirli bir süre sonra etkisini kaybeder.</li>
<li data-start="3776" data-end="3899"><strong data-start="3778" data-end="3842">Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları</strong>, memurun terfi ve görevde yükselmesine engel olabilir.</li>
<li data-start="3900" data-end="4044"><strong data-start="3902" data-end="3941">Devlet memurluğundan çıkarma cezası</strong>, memurun kamu görevinden tamamen uzaklaştırılmasını sağlar ve bir daha memur olmasına izin verilmez.</li>
</ul>
<hr data-start="4046" data-end="4049" />
<h2 data-start="4051" data-end="4065"><strong data-start="4054" data-end="4063">Sonuç</strong></h2>
<p data-start="4067" data-end="4401">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi, kamu görevlilerinin disiplin kurallarını belirleyerek kamu hizmetlerinin düzenli yürütülmesini amaçlamaktadır. Disiplin cezalarının hukuka uygun ve adil bir şekilde verilmesi, hem kamu hizmetinin etkinliği hem de memurların haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p data-start="4403" data-end="4748">Disiplin sürecinde savunma hakkı gibi temel güvencelerin sağlanması ve hukuka aykırı disiplin cezalarına karşı etkili başvuru yollarının bulunması, kamu yönetiminde hukukun üstünlüğünün korunmasını sağlar. Memurların disiplin hükümlerini bilmesi, haklarını savunabilmeleri ve idarenin hukuka uygun hareket etmesi açısından önem arz etmektedir.</p>
<hr data-start="4750" data-end="4753" />
<p data-start="4755" data-end="4947" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Bu makale, memurların disiplin cezaları sürecini anlamalarına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Sorularınız veya ek hukuki danışmanlık talepleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/devlet-memurlari-kanununun-125-maddesi-kapsaminda-disiplin-cezalari-ve-uygulama-sureci/">Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesi Kapsamında Disiplin Cezaları ve Uygulama Süreci</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vakıf Üniversitesi Kuruluş Süreci ve Hukuki Çerçevesi</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/vakif-universitesi-kurulus-sureci-ve-hukuki-cercevesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2025 21:29:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Vakıf üniversiteleri, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip vakıflar tarafından kurulan ve kâr amacı gütmeyen yükseköğretim kurumlarıdır. Türkiye&#8217;de vakıf üniversitelerinin kurulması, 1982 Anayasası, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlenmektedir. Vakıf üniversiteleri, kamu hizmeti niteliğinde eğitim vermekte olup, devlet üniversitelerinden farklı olarak finansal kaynaklarını vakıf bağışları ve öğrenci ücretleriyle sağlamaktadır. Bu makalede, vakıf [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/vakif-universitesi-kurulus-sureci-ve-hukuki-cercevesi/">Vakıf Üniversitesi Kuruluş Süreci ve Hukuki Çerçevesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li><strong>Giriş</strong></li>
</ol>
<p>Vakıf üniversiteleri, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip vakıflar tarafından kurulan ve kâr amacı gütmeyen yükseköğretim kurumlarıdır. Türkiye&#8217;de vakıf üniversitelerinin kurulması, 1982 Anayasası, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlenmektedir. Vakıf üniversiteleri, kamu hizmeti niteliğinde eğitim vermekte olup, devlet üniversitelerinden farklı olarak finansal kaynaklarını vakıf bağışları ve öğrenci ücretleriyle sağlamaktadır. Bu makalede, vakıf üniversitesi kurma süreci, hukuki, mali ve akademik yönleriyle detaylı şekilde ele alınacaktır.</p>
<ol start="2">
<li><strong>Vakıf Üniversitelerinin Hukuki Dayanağı</strong></li>
</ol>
<p>Vakıf üniversiteleri, 1982 Anayasası&#8217;nın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu&#8217;nun 12. ve 56. maddeleri çerçevesinde kurulabilir. Anayasa 130. maddesi aynen şu şekildedir:</p>
<p style="font-weight: 400"><em>&#8220;Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.&#8221;</em></p>
<p>Yükseköğretim Kanunu 12. maddesinde Yükseköğretim Kurumlarının görevleri hüküm altına alınmış, aynı Kanun&#8217;un 56. maddesinde de Yükseköğretim Kurumlarının tabi olduğu mali detaylar düzenlenmiştir.  Vakıf üniversitelerinin yükseköğretim alanındaki statüsü, kamu tüzel kişiliğine sahip olmamaları nedeniyle özel statüde değerlendirilmekte olup, ancak sundukları eğitim-öğretim hizmetleri kamusal nitelik taşımaktadır. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve ilgili yönetmelikler de vakıf üniversitelerinin işleyişine ilişkin hükümler içermektedir.</p>
<ol start="3">
<li><strong>Vakıf Üniversitesinin Kuruluş Süreci</strong></li>
</ol>
<p>Vakıf üniversitesi kurmak isteyen tüzel kişiler, aşağıdaki hukuki ve idari süreçleri tamamlamak zorundadır:</p>
<ul>
<li><strong>Vakıf Kuruluşu ve Ana Senedin Hazırlanması</strong></li>
</ul>
<p>Vakıf üniversitesi kurabilmek için öncelikle bir vakıf kurulmalıdır. Vakıf, Türk Medeni Kanunu&#8217;na göre mahkemeden tescil edilerek tüzel kişilik kazanır. Vakıf senedinde, vakfın amacı, faaliyet alanı, yükseköğretim hizmeti sunacağı, mali kaynakları ve yönetim yapısı gibi hususlar ayrıntılı olarak belirtilmelidir. Vakfın ana senedinde ayrıca mütevelli heyeti yapısı, vakfın asgari mal varlığı ve eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli finansal altyapı düzenlemeleri yer almalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) Başvuru</strong></li>
</ul>
<p>Vakıf tescil edildikten sonra, vakıf tarafından hazırlanacak üniversite kuruluş dosyası YÖK&#8217;e sunulmalıdır. Dosyada, akademik yapılanma, mali kaynaklar, mütevelli heyeti, eğitim programları, öğretim elemanı kadrosu, fiziksel altyapı, laboratuvar, kütüphane ve sosyal tesisler gibi hususlar yer almalıdır. Ayrıca üniversitenin bölümlerine ilişkin akademik planlama detaylandırılmalı, eğitim programlarının Bologna Süreci’ne uygunluğu da değerlendirilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>YÖK Tarafından İnceleme ve Değerlendirme</strong></li>
</ul>
<p>YÖK, başvuruyu akademik, mali ve hukuki açılardan inceleyerek uygun görmesi halinde dosyayı Millî Eğitim Bakanlığı’na iletir. YÖK&#8217;ün değerlendirme sürecinde, kurulması önerilen üniversitenin eğitim kalitesini sürdürebilir olup olmadığı, yeterli akademik kadroya sahip olup olmadığı ve fiziki altyapısının yeterliliği gibi kriterler dikkate alınır. Ayrıca YÖK, vakıf üniversitesinin belirli bir başlangıç sermayesine sahip olmasını ve öğrenci bursları için gerekli kaynakları ayırmasını şart koşmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Bakanlık Onayı ve Cumhurbaşkanı Kararı</strong></li>
</ul>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;nın olumlu görüşü doğrultusunda, vakıf üniversitesinin kuruluşu Cumhurbaşkanı kararı ile Resmî Gazete’de yayımlanarak resmen tamamlanır. Cumhurbaşkanı kararı ile üniversiteye resmi olarak kuruluş izni verilmiş olur ve ardından vakıf üniversitesi, öğrenci kabulüne başlamadan önce akademik ve idari yapılanmasını tamamlamakla yükümlüdür.</p>
<ol start="4">
<li><strong>Vakıf Üniversitelerinin Yükümlülükleri</strong></li>
</ol>
<p>Kuruluş süreci tamamlandıktan sonra vakıf üniversiteleri aşağıdaki yükümlülüklere tabidir:</p>
<ul>
<li>YÖK tarafından belirlenen kalite standartlarına uygun eğitim sunmak,</li>
<li>Öğrencilere burs sağlamak</li>
<li>Mali şeffaflık sağlamak ve denetim süreçlerine tabi olmak,</li>
<li>Kamu yararına hizmet sunmak amacıyla kâr dağıtımı yapmamak,</li>
<li>Akademik kadronun yeterliliğini sağlamak ve öğretim üyelerini belirlenen kriterlere uygun olarak istihdam etmek,</li>
<li>Üniversitenin mütevelli heyeti tarafından belirlenen bütçe planlamasına sadık kalmak ve yükseköğretim alanındaki etik kurallara uymak.</li>
</ul>
<ol start="5">
<li><strong>Vakıf Üniversitelerinin Denetimi ve Mevzuata Uyumu</strong></li>
</ol>
<p>Vakıf üniversiteleri, YÖK tarafından sürekli denetim altında tutulur. Eğitim-öğretim faaliyetlerinin kalitesini sağlamak amacıyla akreditasyon süreçlerinden geçmeleri gerekmektedir. Ayrıca vakıf üniversiteleri, yıllık olarak YÖK’e mali raporlarını sunmak zorundadır. Yükseköğretim Denetleme Kurulu, vakıf üniversitelerinin mali, akademik ve idari yapılarının mevzuata uygun olup olmadığını düzenli olarak incelemektedir.</p>
<ol start="6">
<li><strong>Sonuç</strong></li>
</ol>
<p>Vakıf üniversitesi kurulması, belirli hukuki, mali ve idari aşamaları gerektiren kapsamlı bir süreçtir. Türkiye’de yükseköğretime katkı sağlamak amacıyla vakıf üniversitesi kurmayı düşünen kişi veya kurumların mevzuata tam uyum sağlamaları büyük önem taşımaktadır. YÖK denetiminde faaliyet gösteren vakıf üniversiteleri, yükseköğretimin geliştirilmesine önemli katkılar sunmaktadır. Vakıf üniversitelerinin sürdürülebilir bir akademik yapılanmaya sahip olmaları hem eğitim kalitesinin korunması hem de öğrencilerin nitelikli bir eğitim alması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/vakif-universitesi-kurulus-sureci-ve-hukuki-cercevesi/">Vakıf Üniversitesi Kuruluş Süreci ve Hukuki Çerçevesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbra Kavramı ve Hukuki Niteliği</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/ibra-kavrami-ve-hukuki-niteligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2025 11:57:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2658</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbra Kavramı ve Hukuki Niteliği İbra, kelime anlamı olarak &#8220;aklama, temize çıkarma, borçtan kurtarma, sağlamlaştırma, alacak verecek kalmadığını açıklama&#8221; gibi farklı anlamlara gelmektedir. Hukuk terminolojisinde ise ibra; genellikle &#8220;alacaklının bir hakkından tamamen ya da kısmen vazgeçmesi&#8221; veya medeni hukuk ve ticaret hukuku açısından &#8220;organların sorumluluktan kurtarılması ve olası tazminat isteminden feragat edilmesi&#8221; anlamlarında kullanılmaktadır. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/ibra-kavrami-ve-hukuki-niteligi/">İbra Kavramı ve Hukuki Niteliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 1 []"><strong>İbra Kavramı ve Hukuki Niteliği</strong></p>
<p>İbra, kelime anlamı olarak &#8220;aklama, temize çıkarma, borçtan kurtarma, sağlamlaştırma, alacak verecek kalmadığını açıklama&#8221; gibi farklı anlamlara gelmektedir. Hukuk terminolojisinde ise ibra; genellikle &#8220;alacaklının bir hakkından tamamen ya da kısmen vazgeçmesi&#8221; veya medeni hukuk ve ticaret hukuku açısından &#8220;organların sorumluluktan kurtarılması ve olası tazminat isteminden feragat edilmesi&#8221; anlamlarında kullanılmaktadır. Bu yönüyle ibra, tüzel kişilerde de sıkça başvurulan bir borcu sona erdirme aracıdır.</p>
<p>Tüzel kişi adına işlem yapan organlar, hesap döneminin sonunda, ilgili faaliyetlerinin hesabını tüzel kişiye vermekle yükümlüdür. Özellikle anonim ortaklıklar, kooperatifler ve diğer tüzel kişilerde yönetim organları, ilgili dönem sonunda genel kurul tarafından ibra edilmek suretiyle hukuki ve mali sorumluluktan kurtulabilirler.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p><strong>Türk Borçlar Kanunu&#8217;nda (TBK) İbra Düzenlemesi</strong></p>
<p>Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ibra, borcun ifa edilmeden sona ermesini sağlayan özel hallerden biri olarak düzenlenmiştir. TBK&#8217;ya göre ibra, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesiyle borçluyu borcundan kurtardığı bir hukuki işlemdir.</p>
<p>Bu durum, borcu ortadan kaldıran &#8220;ibra sözleşmesi&#8221; ile gerçekleşir. İbra sözleşmesi, alacaklı ile borçlu arasında yapılan ve borçlunun edimini yerine getirmeden alacaklının hakkından vazgeçmesini sağlayan bir sözleşmedir. Burada temel nokta, alacaklının malvarlığında yer alan bir alacaktan kısmen ya da tamamen feragat etmesi ve böylece borçlunun borç yükümlülüğünü sona erdirmesidir.</p>
<p>İbra sözleşmesi, taraflar arasında varlığı şüphe götürmeyen bir borcun tamamen veya kısmen sona erdirilmesini amaçlayan tasarruf işlemi niteliğindedir. Ancak, ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, tarafların serbest iradeleriyle bu sözleşmeyi yapmaları gerekmektedir.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p><strong>Anonim Ortaklıklarda İbra</strong></p>
<p>Anonim ortaklıklarda ibra, genel kurul tarafından belirli bir hesap dönemi sonunda yönetim organlarının gerçekleştirdiği iş ve faaliyetlerin onaylanması anlamına gelir. Genel kurul, ibra kararıyla yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin ilgili dönem faaliyetlerini onaylar ve onları bu faaliyetlerinden dolayı hukuki sorumluluktan kurtarır.</p>
<p>İbra kararının alınmasıyla birlikte ortaklık, ibra edilen kişilere karşı faaliyetleri nedeniyle herhangi bir alacak ileri süremeyecek ve onları sorumlu tutamayacaktır. Bu durum, yönetim kurulu üyeleri açısından büyük önem taşımaktadır, çünkü ibra edilmemeleri halinde ortaklık tarafından haklarında sorumluluk davası açılabilecektir.</p>
<p>Anonim ortaklıklarda ibra kararı;</p>
<ul data-spread="false">
<li><strong>Maddi anlamda ibra:</strong> Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kaldırılmasını ifade eder.</li>
<li><strong>Şekli anlamda ibra:</strong> Yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin hukuka uygunluğunun ve ortaklığın menfaatleri doğrultusunda olduğunun kabul edilmesi anlamına gelir.</li>
</ul>
<p>Bu bağlamda, anonim ortaklıklardaki ibra, menfi borç ikrarı niteliği taşır ve şirketin yönetim organlarının geçmiş dönemde gerçekleştirdiği işlemleri hukuken geçerli kabul ettiğini gösterir. Genel kurulun ibra kararı, tek taraflı ve icraî bir karar olup, doğrudan sonuç doğurur.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p><strong>İbra İşleminin Kapsamı ve Sınırları</strong></p>
<p>İbra işlemi yalnızca şirket içi bir işlem olup, şirket ortaklarını ve belirli durumlarda pay sahiplerini bağlar. Ancak, ibra işleminin şirket dışındaki üçüncü kişilere, özellikle alacaklılara doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, anonim ortaklığın ibra kararı alması, şirket alacaklılarının zarar görmesi halinde dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Alacaklılar, zararlarının tazmini için dava açmaya devam edebilirler. Buna karşın şirketin kendi adına sorumluluk davası açma hakkı ibra kararı ile ortadan kalkmaktadır.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p><strong>Vakıf Yönetim Organlarının İbrası ve Hukuki Durumu</strong></p>
<p>Türk Medeni Kanunu’nda (TMK), vakıf yönetim organlarının tüzel kişilik kazanması için zorunlu bir unsur olduğu belirtilmiştir (TMK m. 109). Ancak, vakıf yönetim organlarının ibrasına dair TMK’da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu hususta, kanunda açık bir boşluk olduğu görülmektedir.</p>
<p>TMK m. 111’de vakıfların denetimiyle ilgili olarak şu hüküm yer almaktadır:</p>
<p><em>“Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun bir biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.”</em></p>
<p>Bu hüküm, vakıfların idari denetimine yönelik olup, ibra ile ilgili doğrudan bir düzenleme içermemektedir. Bu nedenle, vakıf yönetim organlarının ibrasına dair bir hükmün eksik olduğu ve hukuki boşluğun olduğu açıktır. Eğer vakıf yönetim organları ihmalkâr ya da kötü niyetli davranarak faaliyet yürütürse, ibra mekanizmasının bulunmaması nedeniyle vakfın zarar görmesi riski artmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, vakıf yönetim organlarının da şirketlerde olduğu gibi genel kurul tarafından ibra edilmesini zorunlu kılacak bir yasal düzenleme getirilmesi gerektiği savunulabilir. Böylece, vakıfların yönetimi daha şeffaf hale getirilebilir ve hukuki belirsizlikler giderilebilir.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>İbra, hukuk sistemimizde borç ilişkisinin sona ermesi veya yönetim organlarının sorumluluktan kurtulması açısından önemli bir kavramdır. Türk Borçlar Kanunu&#8217;nda ibra, alacaklının borçludan alacağını talep etmekten vazgeçmesi olarak düzenlenmiştir. Anonim ortaklıklarda ise ibra, yönetim kurulu üyelerinin belirli bir hesap dönemi faaliyetlerinden dolayı sorumluluklarının kaldırılması anlamına gelmektedir. Ancak, vakıf yönetim organlarının ibrasına dair Türk Medeni Kanunu’nda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum hukuki bir boşluk oluşturmaktadır ve vakıfların şeffaf yönetimi açısından eksiklik teşkil etmektedir. Bu nedenle, vakıf yönetim organlarının ibrasına ilişkin açık bir düzenleme getirilmesi gerektiği savunulabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, ibra müessesesi, gerek borç ilişkileri açısından gerekse tüzel kişiliklerin yönetim organlarının sorumluluğu bakımından önemli bir hukuki mekanizmadır. Anonim şirketler ve diğer ticari tüzel kişiliklerde olduğu gibi, vakıfların da sağlıklı ve şeffaf yönetilebilmesi için ibra müessesesinin yasalar çerçevesinde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/ibra-kavrami-ve-hukuki-niteligi/">İbra Kavramı ve Hukuki Niteliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özel Güvenlik Sektörünün Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/ozel-guvenlik-sektorunun-guncel-hukuki-durumuna-iliskin-elestirel-degerlendirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 13:33:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2646</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel güvenlik sektörü, kamu güvenliğini destekleyici bir rol üstlenerek bireylerin, işletmelerin ve kamu kurumlarının korunmasında kritik bir görev üstlenmektedir. Gelişen teknoloji ve artan güvenlik tehditleri karşısında özel güvenlik hizmetlerine duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ancak sektör, çeşitli yapısal ve hukuki sorunlarla karşı karşıya olup, daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Yazının devamında, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/ozel-guvenlik-sektorunun-guncel-hukuki-durumuna-iliskin-elestirel-degerlendirme/">Özel Güvenlik Sektörünün Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özel güvenlik sektörü, kamu güvenliğini destekleyici bir rol üstlenerek bireylerin, işletmelerin ve kamu kurumlarının korunmasında kritik bir görev üstlenmektedir. Gelişen teknoloji ve artan güvenlik tehditleri karşısında özel güvenlik hizmetlerine duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ancak sektör, çeşitli yapısal ve hukuki sorunlarla karşı karşıya olup, daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Yazının devamında, özel güvenlik sektörünün güncel sorunları ele alınacak ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulacaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Personel Yasal Maliyet Yüksekliği</strong></li>
</ul>
<p>Özel güvenlik sektöründe personelin yasal maliyetlerinin yüksek olması, sektörde yaygın olarak illegal yöntemlerin kullanılmasına neden olmaktadır. Bir kısım işverenler, yüksek sigorta primleri, vergiler ve yan haklar nedeniyle maliyetleri düşürmek amacıyla çeşitli usulsüzlükler yapmaktadır. Bunlar arasında düşük ücret politikası, vergi kaçırma, bordro usulsüzlükleri, sigorta işlemlerini yapmama, çalışanlara elden ödeme yapma ve düşük maliyetli emekli personel istihdam etme gibi uygulamalar yer almaktadır. Bu tür uygulamalar, hem işçilerin sosyal güvenceden yoksun kalmasına hem de kamu maliyesinin ciddi zarara uğramasına sebep olmaktadır.</p>
<p>Bu sorunun çözümü olarak kanaatimizce devletin sektöre özel teşvikler sağlaması gerekmektedir. Örneğin, belirli kriterleri sağlayan güvenlik firmalarına SGK prim desteği ve/veya vergi indirimi gibi teşvikler sunulabilir. Ayrıca, sıkı denetim mekanizmaları ile bordro usulsüzlükleri ve kayıt dışı istihdamın önüne geçilebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Mevzuat Yetersizliği</strong></li>
</ul>
<p>Mevzuat açısından bakıldığında, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun başta olmak üzere İş Kanunu ve ilgili düzenlemelerde köklü değişiklikler yapılması gerekmektedir. Mevcut mevzuat, sektörün güncel hukuki sorunlarını ve ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Örneğin, özel güvenlik personelinin işe iade davaları ve işçilik alacakları konusunda mahkemeler arasında ciddi karar farklılıkları bulunmaktadır. İş hukuku uyuşmazlıklarında halen içtihat birliği sağlanamamıştır. Bu bağlamda, yasa koyucunun özel güvenlik sektörüne özgü, daha net ve uygulanabilir hükümler içeren düzenlemeler yapması gerekmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Yargılamalarda Sektöre Yabancı Bilirkişi Atamaları ve Hakim Bilirkişi Sorunu</strong></li>
</ul>
<p>Bir diğer önemli sorun, dosyalara atanan bilirkişilerin güvenlik sektörü konusunda uzman olmamasıdır. Bu durum yargılamaların sağlıklı ilerlemesini engellemektedir. Özel güvenlik sektörüne özgü çalışma koşulları, fazla mesai hesaplamaları, vardiya düzenlemeleri gibi konular konusunda uzman bilirkişilerin atanması gerekmektedir. Bu nedenle, bilirkişilik sisteminin revize edilerek, sektör uzmanlarının bu tür davalarda bilirkişi olarak görevlendirilmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Ayrıca, yargılamalarda hakimlerin inisiyatif almak yerine dosyaları tamamen bilirkişilere bırakması da ciddi bir sorundur. Oysa, hukuki konularda karar verme yetkisi yalnızca hakimlere aittir. Bilirkişilerin teknik bilgi sağlaması gerekirken, hukuki değerlendirme yaparak yargılamanın seyrini belirlemeleri hukuk devleti ilkesiyle çelişmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinin Yetersizliği</strong></li>
</ul>
<p data-pm-slice="1 1 []">Güvenlik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği önlemleri yeterince uygulanmamaktadır. Çoğu güvenlik görevlisi, çalıştıkları alanlarda tehlikelere karşı yeterli ekipman ve eğitimden yoksun bırakılmaktadır. Özellikle büyük alışveriş merkezleri, kamu binaları ve özel tesislerde çalışan personelin mesleki risklere karşı korunması için zorunlu eğitim programları artırılmalı, iş güvenliği ekipmanlarının eksiksiz sağlanması yasal olarak garanti altına alınmalı ve denetimleri eksiksiz sağlanmalıdır.</p>
<ul>
<li data-pm-slice="1 1 []"><strong>Mesleki Gelişim Politikası Eksikliği </strong></li>
</ul>
<p data-pm-slice="1 1 []">Özel güvenlik personelinin mesleki gelişimi ve kariyer ilerlemesi konusunda da ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Çoğu güvenlik görevlisi, temel sertifikasyon sürecinden sonra herhangi bir mesleki gelişim imkanı bulamamakta ve kariyerlerinde ilerleme sağlayamamaktadır. Sektörde çalışanların meslek içi eğitim alabilmesi ve terfi imkanlarının artırılması için kapsamlı bir mesleki gelişim politikası oluşturulmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/ozel-guvenlik-sektorunun-guncel-hukuki-durumuna-iliskin-elestirel-degerlendirme/">Özel Güvenlik Sektörünün Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı ve Milli Hakem Kararlarına Karşı İptal Davası</title>
		<link>https://yazicipartners.com/yayinlar/yabanci-ve-milli-hakem-kararlarina-karsi-iptal-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YAZICI + Partners]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 10:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazicipartners.com/?p=2633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tahkim, özel hukuk uyuşmazlıklarının hakem veya hakem kurulu tarafından çözümlendiği bir yöntem olup, süreç sonunda verilen kararlar &#8220;hakem kararı&#8221; olarak adlandırılır. Hakem kararları, devlet mahkemeleri tarafından verilen ilamlar gibi kesin, bağlayıcı ve icra edilebilir niteliktedir.  Tahkim, milli tahkim ve milletlerarası tahkim olarak ikiye ayrılır. Yabancılık unsuru taşımayan iç tahkim HMK&#8217;ya, yabancılık unsuru taşıyan milletlerarası tahkim ise [&#8230;]</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/yabanci-ve-milli-hakem-kararlarina-karsi-iptal-davasi/">Yabancı ve Milli Hakem Kararlarına Karşı İptal Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 1 []">Tahkim, özel hukuk uyuşmazlıklarının hakem veya hakem kurulu tarafından çözümlendiği bir yöntem olup, süreç sonunda verilen kararlar &#8220;hakem kararı&#8221; olarak adlandırılır. Hakem kararları, devlet mahkemeleri tarafından verilen ilamlar gibi kesin, bağlayıcı ve icra edilebilir niteliktedir.  Tahkim, milli tahkim ve milletlerarası tahkim olarak ikiye ayrılır. Yabancılık unsuru taşımayan iç tahkim HMK&#8217;ya, yabancılık unsuru taşıyan milletlerarası tahkim ise MTK&#8217;ya tabidir. Türkiye&#8217;nin taraf olduğu 1958 tarihli New York Konvansiyonu, uluslararası tahkim kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda önemli kriterler belirlemektedir. MTK da yabancılık unsurunu belirlemek için benzer kriterler sunmaktadır.</p>
<p>Türk hukukunda, HMK m. 439 ve MTK m. 15&#8217;e göre hakem kararlarına karşı başvurulabilecek tek yol iptal davasıdır. İptal davası, hakem kararlarının usul veya esas yönünden incelenmesine imkân tanır ancak mahkemeler, uyuşmazlığın esasına ilişkin bir değerlendirme yapmaz. İptal davası, hakem kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde açılmalıdır.</p>
<p>HMK kapsamında iç tahkim kararlarına karşı açılan iptal davaları, bölge adliye mahkemelerinde öncelikli olarak görülür. İptal sebepleri şunlardır; taraflardan birinin ehliyetsizliği veya tahkim sözleşmesinin geçersizliği, hakem seçimi ve yargılama sürecindeki usulsüzlükler, kararın süresi içinde verilmemesi, hakem kurulunun yetkisini aşması, taraf eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali, kamu düzenine aykırılık.</p>
<p>MTK kapsamında iptal sebepleri büyük ölçüde benzerlik gösterse de, bazı farklar bulunmaktadır. MTK&#8217;ya göre iptal davası açılması hakem kararının icrasını kendiliğinden durdurur. Ayrıca, iptal sebepleri taraflar tarafından ileri sürülebilecek olanlar ve mahkemece re&#8217;sen dikkate alınacaklar şeklinde ayrılmıştır.</p>
<p>İptal davası sonucunda mahkeme, hakem kararını iptal edebilir veya davayı reddedebilir. İptal halinde, uyuşmazlık yeniden yargılanabilir ve bu süreç, mahkemede veya tahkim yoluyla yürütülebilir.</p>
<p>Sonuç olarak, ister iç tahkim ister milletlerarası tahkim olsun, hakem kararlarına karşı başvurulabilecek tek hukuki yol iptal davasıdır. HMK ve MTK iptal süreçlerini benzer şekilde düzenlerken, milletlerarası tahkimin doğası gereği bazı farklılıklar içermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://yazicipartners.com/yayinlar/yabanci-ve-milli-hakem-kararlarina-karsi-iptal-davasi/">Yabancı ve Milli Hakem Kararlarına Karşı İptal Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://yazicipartners.com">YAZICI + Partners Avukatlık Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
