İbra Kavramı ve Hukuki Niteliği

  • Yayınlandı:
  • 6 dakika okuma

İbra Kavramı ve Hukuki Niteliği

İbra, kelime anlamı olarak “aklama, temize çıkarma, borçtan kurtarma, sağlamlaştırma, alacak verecek kalmadığını açıklama” gibi farklı anlamlara gelmektedir. Hukuk terminolojisinde ise ibra; genellikle “alacaklının bir hakkından tamamen ya da kısmen vazgeçmesi” veya medeni hukuk ve ticaret hukuku açısından “organların sorumluluktan kurtarılması ve olası tazminat isteminden feragat edilmesi” anlamlarında kullanılmaktadır. Bu yönüyle ibra, tüzel kişilerde de sıkça başvurulan bir borcu sona erdirme aracıdır.

Tüzel kişi adına işlem yapan organlar, hesap döneminin sonunda, ilgili faaliyetlerinin hesabını tüzel kişiye vermekle yükümlüdür. Özellikle anonim ortaklıklar, kooperatifler ve diğer tüzel kişilerde yönetim organları, ilgili dönem sonunda genel kurul tarafından ibra edilmek suretiyle hukuki ve mali sorumluluktan kurtulabilirler.


Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) İbra Düzenlemesi

Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ibra, borcun ifa edilmeden sona ermesini sağlayan özel hallerden biri olarak düzenlenmiştir. TBK’ya göre ibra, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesiyle borçluyu borcundan kurtardığı bir hukuki işlemdir.

Bu durum, borcu ortadan kaldıran “ibra sözleşmesi” ile gerçekleşir. İbra sözleşmesi, alacaklı ile borçlu arasında yapılan ve borçlunun edimini yerine getirmeden alacaklının hakkından vazgeçmesini sağlayan bir sözleşmedir. Burada temel nokta, alacaklının malvarlığında yer alan bir alacaktan kısmen ya da tamamen feragat etmesi ve böylece borçlunun borç yükümlülüğünü sona erdirmesidir.

İbra sözleşmesi, taraflar arasında varlığı şüphe götürmeyen bir borcun tamamen veya kısmen sona erdirilmesini amaçlayan tasarruf işlemi niteliğindedir. Ancak, ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, tarafların serbest iradeleriyle bu sözleşmeyi yapmaları gerekmektedir.


Anonim Ortaklıklarda İbra

Anonim ortaklıklarda ibra, genel kurul tarafından belirli bir hesap dönemi sonunda yönetim organlarının gerçekleştirdiği iş ve faaliyetlerin onaylanması anlamına gelir. Genel kurul, ibra kararıyla yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin ilgili dönem faaliyetlerini onaylar ve onları bu faaliyetlerinden dolayı hukuki sorumluluktan kurtarır.

İbra kararının alınmasıyla birlikte ortaklık, ibra edilen kişilere karşı faaliyetleri nedeniyle herhangi bir alacak ileri süremeyecek ve onları sorumlu tutamayacaktır. Bu durum, yönetim kurulu üyeleri açısından büyük önem taşımaktadır, çünkü ibra edilmemeleri halinde ortaklık tarafından haklarında sorumluluk davası açılabilecektir.

Anonim ortaklıklarda ibra kararı;

  • Maddi anlamda ibra: Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kaldırılmasını ifade eder.
  • Şekli anlamda ibra: Yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin hukuka uygunluğunun ve ortaklığın menfaatleri doğrultusunda olduğunun kabul edilmesi anlamına gelir.

Bu bağlamda, anonim ortaklıklardaki ibra, menfi borç ikrarı niteliği taşır ve şirketin yönetim organlarının geçmiş dönemde gerçekleştirdiği işlemleri hukuken geçerli kabul ettiğini gösterir. Genel kurulun ibra kararı, tek taraflı ve icraî bir karar olup, doğrudan sonuç doğurur.


İbra İşleminin Kapsamı ve Sınırları

İbra işlemi yalnızca şirket içi bir işlem olup, şirket ortaklarını ve belirli durumlarda pay sahiplerini bağlar. Ancak, ibra işleminin şirket dışındaki üçüncü kişilere, özellikle alacaklılara doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, anonim ortaklığın ibra kararı alması, şirket alacaklılarının zarar görmesi halinde dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Alacaklılar, zararlarının tazmini için dava açmaya devam edebilirler. Buna karşın şirketin kendi adına sorumluluk davası açma hakkı ibra kararı ile ortadan kalkmaktadır.


Vakıf Yönetim Organlarının İbrası ve Hukuki Durumu

Türk Medeni Kanunu’nda (TMK), vakıf yönetim organlarının tüzel kişilik kazanması için zorunlu bir unsur olduğu belirtilmiştir (TMK m. 109). Ancak, vakıf yönetim organlarının ibrasına dair TMK’da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu hususta, kanunda açık bir boşluk olduğu görülmektedir.

TMK m. 111’de vakıfların denetimiyle ilgili olarak şu hüküm yer almaktadır:

“Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun bir biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.”

Bu hüküm, vakıfların idari denetimine yönelik olup, ibra ile ilgili doğrudan bir düzenleme içermemektedir. Bu nedenle, vakıf yönetim organlarının ibrasına dair bir hükmün eksik olduğu ve hukuki boşluğun olduğu açıktır. Eğer vakıf yönetim organları ihmalkâr ya da kötü niyetli davranarak faaliyet yürütürse, ibra mekanizmasının bulunmaması nedeniyle vakfın zarar görmesi riski artmaktadır.

Bu nedenle, vakıf yönetim organlarının da şirketlerde olduğu gibi genel kurul tarafından ibra edilmesini zorunlu kılacak bir yasal düzenleme getirilmesi gerektiği savunulabilir. Böylece, vakıfların yönetimi daha şeffaf hale getirilebilir ve hukuki belirsizlikler giderilebilir.


Sonuç

İbra, hukuk sistemimizde borç ilişkisinin sona ermesi veya yönetim organlarının sorumluluktan kurtulması açısından önemli bir kavramdır. Türk Borçlar Kanunu’nda ibra, alacaklının borçludan alacağını talep etmekten vazgeçmesi olarak düzenlenmiştir. Anonim ortaklıklarda ise ibra, yönetim kurulu üyelerinin belirli bir hesap dönemi faaliyetlerinden dolayı sorumluluklarının kaldırılması anlamına gelmektedir. Ancak, vakıf yönetim organlarının ibrasına dair Türk Medeni Kanunu’nda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum hukuki bir boşluk oluşturmaktadır ve vakıfların şeffaf yönetimi açısından eksiklik teşkil etmektedir. Bu nedenle, vakıf yönetim organlarının ibrasına ilişkin açık bir düzenleme getirilmesi gerektiği savunulabilir.

Sonuç olarak, ibra müessesesi, gerek borç ilişkileri açısından gerekse tüzel kişiliklerin yönetim organlarının sorumluluğu bakımından önemli bir hukuki mekanizmadır. Anonim şirketler ve diğer ticari tüzel kişiliklerde olduğu gibi, vakıfların da sağlıklı ve şeffaf yönetilebilmesi için ibra müessesesinin yasalar çerçevesinde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.