Alan adları (domainler), internet ortamında yer alan bir içeriği pratik olarak konumlandırmak amacıyla kullanılan kısa yollardır. İnternetin gelişmesi, yaygınlaşması ve ticari amaçla kullanımının artması ile alan adlarının maddi değeri de artmıştır. Bunun bir neticesi olarak günümüzde cybersquatting olarak adlandırılan bir haksız fiil türü ortaya çıkmıştır. Türkçedeki karşılığı “alan adı işgali” olan cybersquatting, başkalarına ait markalarla aynı veya benzer nitelikteki alan adlarını yüksek bir meblağ karşılığında satmak, marka sahibinin alan adını kullanmasını engellemek, alan adının esasen ticari rakiplerin işlerine ya da faaliyetlerine zarar vermek, alan adıyla karışıklık meydana getirmek suretiyle başka siteye yönlendirmek gibi kötü niyetli davranışları içeren fiilleri ifade etmektedir.
İnternet ortamında markadan kaynaklanan hakların etkin korunması için Internet Corporation for Assigned Names and Numbers –İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu– (“ICANN”) tarafından geliştirilen önemli uyuşmazlık çözüm mekanizmalarından birisi Uniform Domain Name Dispute Resoultion Policy -Tek Tip Alan Adı Anlaşmazlık Çözümü Politikası- (“UDRP”)’dır.
UDRP, internet alan adlarının kötü niyetle tescil edilmesi ve kullanılmasına ilişkin, alan adı tescil ettiren ile üçüncü bir taraf arasındaki uyuşmazlıkların çözümüne yönelik yasal çerçeveyi belirlemektedir. UDRP tahtında bir uyuşmazlık çözüm prosedürü ve uyuşmazlık çözümü prosedüründe verilen kararların icrasına ilişkin yeknesak kurallar içeren bir sistem öngörülmektedir. ICANN tahkimi olarak da ifade edilen bu sistem, tam olarak bir tahkim niteliğinde olmamakla birlikte tahkim benzeri nitelik arz etmektedir. Tahkim, tarafların aralarındaki mevcut veya muhtemel bir uyuşmazlığın hakemler tarafından çözümlenmesi için yaptıkları bir anlaşma olup, tıpkı mahkeme kararları gibi icra edilebilen özel bir yargı faaliyetidir.
ICANN çözüm usulü ise, kendisine has özellikler barındırmakta olup, klasik tahkimden farklı niteliktedir. Klasik tahkimde, tanımdan da anlaşıldığı üzere uyuşmazlığın hakemler tarafından çözümü için, taraflar arasında bir anlaşma gereklidir. Buna karşılık ICANN çözüm usulünün yetkisi, uyuşmazlığın taraflarının sözlü veya yazılı bir anlaşmasına değil, servis sağlayıcı ile alan adı sahibi arasında akdedilen alan adı tahsis sözleşmesine dayanmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın diğer tarafında bulunan marka sahibi bakımından, bir anlaşma mevcut olmasa da ICANN çözüm usulüne gidilebilecektir.
ICANN çözüm usulü, klasik tahkime nazaran çok daha hızlı ve ucuzdur. UDRP uyuşmazlık çözümü usulünde hakem heyeti kararlarına karşı ICANN sistemi dahlinde herhangi bir kanun/itiraz yolu bulunmamakla birlikte, aleyhine olarak alan adının devrine veya silinmesine karar verilen tarafa belli bazı imkanlar tanınmaktadır. Aşağıda detaylıca arz olunduğu üzere hakem heyeti kararları karşısında devlet mahkemelerinin yargı yetkisi varlığını korumaktadır. Dolayısıyla ICANN çözüm usulünde en önemli farklılık, tahkim öncesi veya sonrası mahkeme yolunun kapanmamasıdır. UDRP kurallarının “Availability of Court Proceedings” –mahkemeye başvurulabilirlik- başlıklı maddesinde:
“… We will then implement the decision unless we have received from you during that ten (10) business day period official documentation (such as a copy of a complaint, file-stamped by the clerk of the court) that you have commenced a lawsuit against the complainant in a jurisdiction to which the complainant has submitted under Paragraph 3(b)(xiii) of the Rules of Procedure. (In general, that jurisdiction is either the location of our principal office or of your address as shown in our Whois database.”
Şeklinde ifade edildiği üzere hakem kararlarının on iş günü süresince uygulanmayacağı, bu süre zarfında aleyhine karar verilen tarafın yetkili mahkemede bir dava ikame etmesi halinde hakem kararının uygulanmayacağı ifade edilmektedir. Burada yetkili mahkeme olarak başvuru yapılan yer merkez ofisin bulunduğu yer ya da alan adı sahibinin Whois veri tabanında kayıtlı adresi olarak belirtilmiştir. Hakem kararının bildirilmesinden itibaren on iş günü içinde yetkili mahkemede açılan davanın uygun bir şekilde tahkim merkezine bildirilmesi, hakem kararının uygulanmasının engellenmesi bakımından yeterli olacaktır. Burada on iş günü, hakem kararının uygulanmasının engellenmesi bakımından önem arz etmektedir. On iş günü dolduktan sonra da dava açılabilir ancak bu dava hakem kararının uygulanmasını durdurmaz.
Daha fazla bilgi için bize ulaşabilirsiniz.