6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 200 ‘de “Senetle İspat Zorunluluğu” başlıklı hükümde şu ifadelere yer verilmiştir:
“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”
Senet, hukukumuzda en önemli kesin delildir. Türk hukukunda belirli bir miktarın üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispat edilmek zorunda olduğu kabul edilmiştir. Yukarıdaki hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin belirtilen maddi sınırı aştığı takdirde ancak senetle ispat edilebilir. Yine hükmün ikinci fıkrasında senetle ispat zorunluluğu olan hallerde ancak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla senetle ispatın gerektiği hallerde taraf tanık dinletmek isterse, hâkim diğer tarafa senetle ispat zorunluluğu hakkındaki hükümleri hatırlattıktan sonra karşı tarafın açık iznini alarak tanık dinleyebilir. Doktrinde de bu durum: “… iddiasını senetle ispat zorunda olan taraf tanık dinletmek istediğinde, karşı tarafın muvafakati alınacaktır.” şeklinde diğer tarafın açıkça muvafakat vermesi halinde hâkimin tanık dinleyebileceği; aksi takdirde tanık dinleyemeyeceği ifade edilmiştir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.6.2020 tarihli kararında:
“Somut olayda, davalı tanık dinletmek istemiş, davacıya HMK’nın 189, 193, 200. hükümlerine göre (bu olayda tanık dinlenmesi mümkün değildir. Ancak siz tanık dinlenmesine muvafakat ederseniz o zaman bu olayda tanık dinlenebilir. Aksi hâlde yazılı delil ibraz etmeniz gerekir) şeklinde açıkça kanun hükümleri hatırlatılmamış ve bu hatırlatma hususu zapta geçirilmemiştir. Tanıkla ispat hususunda davacının açık muvafakatı da bulunmadığına göre, davalının savunmalarının tanıkla ispatının mümkün olmadığı açıktır.”
Şeklinde tanık dinlenmesinin hukuken mümkün olmaması durumunda, diğer tarafın muvafakatinin alınması gerektiği, bu şart sağlanmadığı takdirde tanık dinlenemeyeceği ifade edilmiştir.
Yine doktrinde ve uygulamada senede karşı senetle ispat mecburiyeti olarak da adlandırılan senede karşı tanıkla ispat yasağı, HMK’nun 201. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddede:
“Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.”
Şeklinde senede dayalı iddiaya ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemlerin hiçbir şekilde tanık ile ispat olunamayacağı ifade edilmiştir.
İnançlı işlemler bakımından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.4.2018 tarihli kararında konu ile ilgili şu ifadelere yer verilmiştir:
“1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 290. maddesinde yer alan senetle ispat kuralı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) 201. maddede yer almıştır. Buna göre, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin kanunda belirtilen miktardan az bir miktarda olsa bile tanıkla ispat edilemeyecektir.
… Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan eldeki menfi tespit davasında davacı-borçlunun bononun kömürün tesliminden önce avans olarak verildiğini, malın (kömürün) teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini de usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerekmektedir.”
Benzer şekilde Yargıtay’ın 01.10.2014 tarihli kararında:
“ (…) İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.”
İnançlı işleme/inanç sözleşmesine dair iddiaların da ancak yazılı delil ile ispatlanabileceği ifade edilmiştir.