Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2014/611, Karar No: 2016/492 sayılı kararında, aynı ilama dayalı olarak ayrı ayrı icra takibi başlatılmasının ve fazladan vekalet ücreti talep edilmesinin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin bir uyuşmazlığı incelemiştir. Olayda, alacaklı, bir ilamda hüküm altına alınan asıl alacak ve vekalet ücreti için iki ayrı icra takibi başlatmış, borçlu vekili ise bunun yasal olmayan bir şekilde sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını savunarak icra takibinin iptalini talep etmiştir.
Mahkeme, aynı ilama dayanarak ayrı takip yapılmasında herhangi bir yasal engel bulunmadığı gerekçesiyle şikayeti reddetmiştir. Ancak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bu durumu değerlendirirken, bir ilamda hüküm altına alınan alacakların ve yargılama giderlerinin tek bir dosya üzerinden takip edilmesi gerektiğini belirlemiş ve alacaklının, ayrı takip başlatarak fazla vekalet ücreti talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu ifade etmiştir. Yargıtay, böyle bir işlemin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve hukuk düzeni tarafından korunamayacağını vurgulamıştır.
Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bozma kararını onayarak, yerel mahkemenin direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiş ve bu kararın bozulmasına karar vermiştir. Bu karar, alacaklı tarafından yapılan işlemde, aynı ilamda hüküm altına alınan alacakların, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği anlayışını pekiştirmiştir. Yargıtay, alacaklının yasal boşluktan yararlanarak ayrı ayrı takip başlatıp fazla vekalet ücreti talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini ifade etmiştir.
Bu karar, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılmaması ilkesinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bir hakkın, amacından saparak ya da başkalarını zarara uğratacak şekilde kullanılması, hukuk düzeni tarafından korunmaz. Alacaklının bir ilama dayalı olarak başlatacağı takiplerin tek bir dosya üzerinden yapılması gerektiği, aksi takdirde hakkın kötüye kullanılacağı belirtilmiştir. Karar, özellikle icra hukukunda tarafların haklarının korunmasında dürüstlük ilkesinin ne kadar önemli olduğunu ve bu ilkeye aykırı hareket eden işlemlerin hukuken geçersiz olacağını ortaya koymaktadır.